İstanbul Aydın Üniversitesi – Toplumsal Araştırmalar ve Uygulama Merkezi (TARMER) ile Yeni Medya Araştırma Uygulama Merkezi’nin iş birliğiyle gerçekleşen çalıştayda dijital dönüşümün ne olduğu, dijital dönüşüm hayatımızın neresinde olduğu konuları üzerinde konuşularak dijital dönüşümün toplumsal etkileri incelendi. İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Florya Kampüsü’nde yapılan çalıştaya, birçok üniversiteden akademisyen, araştırmacı gazeteci, sosyolog ve sektörden konusunda uzman kişiler katıldı.

DİJİTAL DÖNÜŞÜM BAKANLIĞI KURULMALI

İlk oturumda dijital dönüşüm çağının hayatımıza etkilerinden bahseden Türkiye Dijital Dönüşüm Derneği Başkanı İsmail Hakkı Polat, dijital dönüşümün 3 altın kuralına vurgu yaparak bunların üretimde teknoloji, dağıtım pazarlamada internet ve yönetimde veri olduğunu ifade etti. İkinci oturumda ise dijital dönüşümün toplumsal etkileri üzerinde yoğunlaşılarak dijital dönüşümün olumlu ve olumsuz tarafları psikolojik ve sosyal boyutlarıyla incelendi. Ayrıca, çalıştay boyunca yapılan değerlendirmelerde dijital dönüşüm gerçekleşirken doğru kamu politikalarının belirlenmesi, hatta Dijital Dönüşüm Bakanlığı’nın kurulması gerektiği tekliflerinde bulunuldu.

Dr. Mustafa Aydın, dijital dönüşümü zaman zaman bir kazanım zaman zaman bir problem olarak değerlendirdi.

İAÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın, TARMER’in toplumsal problemleri çözme gayretinin takdire şayan olduğunu ifade ederek, dijital dönüşümü günümüzün zaman zaman bir problemi zaman zaman bir kazanımı olarak değerlendirdiğini belirtti. “Her evde buzdolabı, televizyon, uydu, bilgisayar, mobil telefonlar vardır. Çünkü bu aletler çağın öngörmüş olduğu, bizlere ciddi katkılar sağlayan teknolojilerdir. Ama bunlar birçok problemi de beraberinde getiriyor. Dolayısıyla burada esas masaya yatırmamız gereken konu “teknolojinin insanlığa nimetlerinden istifade ederken insanlığa zarar veren yönlerini nasıl bertaraf edebiliriz?” sorusunu sormanın önemine dikkat çeken Dr. Mustafa Aydın, “böyle bir çağda elbette teknoloji ve dijital medyayı kullanacağız ancak beraberinde getirmiş olduğu zararları, olumsuzlukları bertaraf etmeyi de bilmeliyiz” dedi.

İNTERNETTE BİLGİYİ ÇOĞUNLUKLA TÜKETİYORUZ

Türkiye’nin dijital dönüşüme çok hızlı ayak uydurabildiğini belirten Türkiye Dijital Dönüşüm Derneği Başkanı İsmail Hakkı Polat, “Dijital dönüşümün temelinde sosyal, ticari ve kültürel alanlardan azami derecede yararlanmak ve bununla ilgili tehditlerle başa çıkabilecek çözümler geliştirmek var. Bunların ikisini aynı anda yapmak son derecede zor. Türkiye çok genç bir nüfusa sahip. Dolayısıyla hem sosyal hem de bireysel anlamda, özellikle yeni jenerasyon bu alana çok ciddi anlamda girmiş ve intibakı kısa sürede sağlamış bir toplumuz. Ama bir de kuşak farkı var orta yaş ve daha üstünün bu dönüşme bakışı, bu bakışın genç kuşakla örtüşmesi baya ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Ama Türkiye potansiyel olarak bu dünyaya intibakı en yüksek ülkelerden birisidir” ifadelerini kullandı. Diğer taraftan, BTK raporuna göre Türkiye’deki 66.4 milyon internet kullanıcısının 53 milyonun her gün internete girdiğini söyleyen Polat, “Türkiye’de internet kullanımında yüzde 82 ‘download’ oranı var. Yani, internette bilgiyi çoğunlukla tüketiyoruz. Üretim olmadan dijital dönüşüm etkili olamaz. Dijital dönüşümü etkili kılmak için üretimde teknolojiyi ön plana çıkarmayı bilmeliyiz” dedi.

HEM EDEBİYATI HEM DİJİTALİ KONUŞACAK ÇOK AZ İNSAN VAR

Dijital çağı konuşurken ciddi bir terminoloji sıkıntısıyla karşı karşıya olunduğunu ifade eden Hece Dergisi Editörü Hayriye Ünal, “Edebiyatçı gözüyle dijitallik bir dil problemi de doğuruyor. Edebiyatla ilgili olan dijital çağa yabancı. Dijital çağı iyi bilenlerin edebiyat ve sanatla ilgili konulara bihaber. İkisini birden konuşabilecek çok az insan var. Dijital çağda her ikisi arasındaki uçurumun olması kültür sanat için ciddi bir sıkıntı.

SANAYİ DEVRİMİ GEÇMİŞ SANAYİ DEVRİMLERİNE BENZEMEZ

Sanayi Devri kapitalizminin teknolojisinin küreselizmin teknolojisinden farklı olduğuna dikkat çeken Sosyal Medya ve Bilgi Teknolojileri Stratejileri Derneği Başkanı Abdullah Çiftçi, “21. Yüzyıl kendi sanayi devrimi kendi ekonomik modeliyle geliyor. 21. Yüzyıl dünyası artık dijital dünyayı beraberinde sosyolojik tanımlarını kendi yeni kavramlarını ve kendi kültürünü getirdi. Yeni sanayi devrimiyle birlikte yeni şehir modeli, yeni insan modeli, yeni insan karakteri ortaya çıkmaktadır. İnsanlar 21. Yüzyıl’da aile, çocuk ve birey üzerindeki sosyolojik değişimleri analiz etmesi lazım çünkü artık tamamen hayatımız dijital platformda olacak. Akıllı evler, akıllı şehirler geliyor. 4. Sanayi devrimi geçmiş sanayi devrimlerine benzemez. Kendi dili, kendi kültürü, kendi para birimi kendi ekonomisi olan yepyeni bir dünyanın içerisine giriyoruz. Yeni bir dünya geliyor ama bu dünya biraz da kurgulanıyor. Bunun sadece ekonomik ve teknik yönünden değil hayatımıza getireceği değişimleri de analiz etmezsek kendi tarihimizden, kültürümüzden koparak başka bir dünyayı savunmamız mümkündür. Geleceğin dijital dünyasının oluşturulmasında Türk gençlerinin payının yüksek olacağını düşünüyorum” diye konuştu.

HER BİR TEKNOLOJİ BERABERİNDE YENİ BİR DİNAMİK GETİRİYOR

İAÜ Yeni Medya Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Deniz Yenğin ise “Dijital dönüşümü tanımlamadan önce öncelikle şuna dikkat etmek gerekir. İletişim sürecinde yer alan kaynaktan hedefe aktarılan bu iletinin hangi taşıyıcılar ya da aktarıcılarla gerçekleştiğini tam olarak bir görmek lazım. Çünkü buradaki araçlar sürekli kendini yeniliyor, güncelliyor. Biz de İstanbul Aydın Üniversitesi olarak kendi teknolojisini üniversite olmak istiyoruz. Bu çok önemli çünkü Türkiye’de şu an üretimi biz yapamadığımızdan terminolojiyi yazamıyoruz. Başkalarının oluşturduğu terminolojinin peşinden gitmek durumunda kalıyoruz” dedi. Ayrıca, dijital çağın da bireyleri kullandığını belirten Yenğin, kullandığımız teknolojinin de farkında olmadan bizi kullanarak hayatımızı yönlendirdiğini belirtti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here